AnasayfaTANIKLARIN DİLİNDENMAKALELERİZLENİMLERFOTO GALERİ

Bosnalılar şehitlerine ağladı

Srebrenitsa Katliamı’nda hunharca öldürülen 10 bine yakın Boşnak, düzenlenen törenlerle anıldı. Törenler için toplanan binlerce insan şehitlerine dua etti, gözyaşı döktü. Törende yaşananlar, acıların henüz taze olduğunu gösterdi.

Bosna'nın Srebrenitsa kentinde 17 yıl önce Sırplar tarafından yapılan katliam yeniden hatırlandı.  
Bosna'da yapılan törenlerde, 1995 yılında ölenler yeniden anılırken, yakın zamanda kimlikleri yeni belirlenen kurbanlar da yeniden defnedildi.

Katliamın 17. yıldönümü için yaklaşık binlerce kişi, Srebrenisa'ya Ölüm Yürüşü'nü gerçekleştirdi. 2007-2008 yılları arasında bulunan toplu mezarlardan çıkartılmış 307 Boşnak’ın cesetlerine ait parçaların bulunduğu tabutlar Srebrenitsa'ya getirildi. Yapılan duaların ardından şehitlerin defin işlemleri gerçekleştirildi.

Yapılan anma törenlerine yaklaşık 60 bin kişi katıldı. Yakınlarını toprağa veren Bosnalılar, cenaze töreni öncesi tabutların başında gözyaşı döktü.

Programda toplu mezarlardan çıkartılan yeni cesetler için cuma namazı sonrası mevlitler okundu.

İHH törenleri canlı yayınla Türkiye’ye aktardı

İHH, 17 yıldan beri acılarını paylaştığı Bosna halkını bu acı gününde de yalnız bırakmadı. Cenazelerini defneden, ölülerinin yasını tutan kardeş Bosna halkının acısı paylaşıldı. Ekibimiz, Srebrenitsa Katliamı’nda hunharca öldürülen 10 bine yakın Boşnak’ı anma törenlerinde canlı yayın programı yaptı. Böylelikle halkımızın da törenleri izlemesi, Bosna halkının acısına ortak olması sağlandı.

Srebrenitsa katliamı

Sırp saldırganlar, 17 yıl önce Srebrenitsa’da büyük bir acının yaşanmasına yol açtılar. 1992 Martında başlayan Bosna Savaşı’ndan üç yıl sonra, savaş tam bitti denilen bir zaman dilinimde bölgede Hollandalı BM Barış Gücü askerlerinin bulunmasına rağmen 1995 yılı Temmuzunda Srebrenitsa’da büyük bir insanlık ayıbı yaşandı. Bosna’nın doğusunda bulunan ve nispeten daha izole bir bölgede bulunan Srebrenitsa’nın savaş öncesinde %75’i Müslüman Boşnak olmak üzere 24 bin civarı nüfusu bulunmaktaydı. BM’nin “Korunaklı Bölge” olarak ilan ettiği altı bölgeden (Saraybosna, Bihaç, Gorajde, Zepa, Srebrinitsa, Tuzla) biri olan Srebrenitsa’nın bu özelliğinden dolayı komşu bölgelerden de bölgeye mülteci akını yaşanmış ve katliam öncesinde 45 bine yakın bir nüfus Srebrenitsa’da toplanmıştı.

ABD’nin katliamdan bir ay öncesinde istihbarat bilgisi olarak haberdar olduğu, Ratko Mladiç’e bağlı 10 binden fazla çetniğin (aşırı Sırp milliyetçileri) bölgeye doğru hareket ettiklerinin bilinmesi ve katliamın bir hafta kadar devam etmesine rağmen Batılı ülkeler tarafından herhangi bir müdahalenin yapılmamış olması hala cevap bekleyen sorulardan.

Katliamın üzerinden 17 yıl geçti katiller hala kayıp

Radovan Karadziç ve Ratko Mladiç gibi Srebrenitsa katliamının baş sorumluları ise savaşın üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen hala bulunabilmiş değil. Geçtiğimiz sene Lahey Adalet Divanı tarafından Bosna’daki katliamların soykırım olduğu kabul edilmiş ve fakat katliamdan Sırbistan’ın sorumlu tutulamayacağı karara bağlanmıştı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük katliam

BM’nin en üst mercileri tarafından “BM sizi koruyacaktır denilen” ve bu şekilde her türlü silahtan arındırılan Srebrenitsa kurbanları, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da insanlığa karşı işlenen en büyük suç olarak nitelendirilen katliamda katledildiler. Toplu mezarlar ise katliamdan çok sonra ortaya çıkarılmaya başlandı.

1995 yılında binlerce insan katledildi. Genç kızlara ve kadınlara tecavüz edildi. Sırplar, alıkoydukları genç erkekleri kurşuna dizdiler.

Bölgede her geçen gün yeni toplu mezarlar açığa çıkıyor. Bu güne kadar 370’in üzerinde toplu mezar (5 veya daha fazla kişinin gömüldüğü mezarlar) bulundu. 28 bin kayıp insandan 25 bininin Bosnalı Müslüman olduğu söyleniyor.  

 

» “Srebreniçki İnferno”: Srebrenitsa Cehennemi

“...Düşmanlarımız sadece tek bir ırk tanıyorlar; kendi ırkları, tek bir din tanıyorlar; kendi dinleri, tek bir siyasi parti tanıyorlar; kendi partileri. Kendilerinden olmayan ne varsa onlar açısından yok edilmeye mahkumdur...”
Aliya İzzetbegoviç